Monthly Archives: June 2012

“Gel savaşalım artık.”

Standard
"Sizinle görüşelim Ruhi Bey 
Vaktim yok, vaktim yok
Ruhi Bey, görüşelim
Vaktim yok görüşmeye kimseyle
Ruhi Bey
Kendimle bile, kendimle bile.

(Olmaz ki, kimse kimseyi sevemez
Ama hiç kimse.)"

Gel de ağız dolusu küfür etme şimdi! Boynuzlarım kaşındı ya bir kere -misal:anadan üryan, ilk nefes, kendi isyanına hoş geldin bebek!- geri dönüş yok gayrı.

-Merhaba, kendimle mi görüşüyorum?
-Evet b
enim, dinliyorum. Konu neydi?
-ABD milyonlarca dolar harcayarak uzayda kullanılabilecek dolma kalem üretmiş, buna karşın SSCB kurşun kalem kullanmış, hem de bedava!
-Ya kurşun kalemin ucu kırılsaydı, yer çekiminin olmadığı ortamda o uç var ya, eyvah!
-Sana bugünlerde kendime ağır geldiğini söylemiş miydim?
-Ben müsait olunca sizi bilgilendireceğim. Bu numaradan mı ulaşayım size?
-...
<Çat!>  

 Tanımlar hayatlarımızı mahvetmeye devam ediyor. -içduvarlarıma cam bardak dayadığını biliyorum, bak elma diyorum!- Tanımlar çirkin, kimlikler soğuk -nerdesiniz ey renkler!-.

Barış:

4. Uyum, karşılıklıanlayışve hoşgörü ile oluşturulan ortam, buyurdu tdk. -bağırmayın dilbilgisidüzeltmeşeysi, tdk AYNEN böyle diyor-

Bence barış; "yalnızlığa dayanamayıp hemen uyuyan şık latife"lerin bir zamanlar o görkemli büyük insanlarına parmakla gösterip küçüksedikleri, çok sesleriyle azımsadıkları, ötekiler ancak cılız seslerini susmaya döndürdüğünde konuştukları insancıklara affetme şerefini bahşettiği o anın televizyon sesli,
kaçak renk gözlü, kibir kokulu ama hep medeni işbirlikçisidir.

Gerisi? -savaş?- sözlük anlamı: Tü-kaka! Şimdi kepçeni yapıştır bardağa: "Gerisi iyilik, güzellik." Yani savaş, öyle mi? Samimi. İlkel. Özgür. Odalara esen akşamüstü rüzgarları gibi. Sonsuzmuşuz gibi. Aidiyetsiz. Tanımsız-kimliksiz.

Savaşa? Ben varım!

Advertisements